15 Aralık 2015 Salı

Sipariş aldım, yılbaşını kutladım! : Baykuşlu yılbaşı tepsileri


Bazen çok güzel zaman geçirdiğin bir dönemde bir anda bir değişiklik olur, yukarılarda seyreden o muhteşem enerji yerle bir olur. Bazen her şey adaletli yerli yerinde olduğu zamanlarda bir anda adaletsizce olduğu düşünülen bir şey gerçekleşir ve üst üste konmuş bloklar bir anda darmadağın olur.

Vücudum çok yorgun olduğu halde haftaya çok keyifli başladım. Öforinin nedenini tam bilemesem de haftasonu katıldığım eğitim çalışmasının etkisi olduğunu düşünüyorum sık sık. Ve şimdi de yaşadığım şey, benim eğitim sürecinde aldığım çokça şeyin gözlerimin önünden geçmesine neden oldu. "Dur!, Düşün!, Neden böyle tepki verdin?, Neden bu durum seni bu kadar etkiledi?" Çünkü vücudumdaki bir takım belirtilere bakacak olduğumda somatik belirtilerin anında vuku bulduğunu gördüm; midede kramplar gibi.

Tam da güzel güzel blog için yazı yazacak, hayatın neşesinden, keyfinden, hoş yanlarından bahsedecektim. Nahoş taraflardan değil.

Deneyeyim mi?

Çok uzun zamandır boyama yapmıyorum. Hatta herhangi bir çalışma yapmıyorum. -657'den bahsetmediğimi herkes biliyor elbette...

Ama derken derken, bundan iki hafta önce aldığım bir mail ve eve geldiğimde fark ettiğim bir arama (Yine 657 nimetlerinden sayarsak gün içinde cep telefonu kullanamıyorum.) beni boyama yapmaya hazırladı. Geçen sene benden tepsi satın almış olan İpek Hanım yine yılbaşında hediye vermek üzere tepsi istiyordu. Ve aynı tepsilerden istiyordu. Yedi tane.

Fakat ben taşınma esnasında boyaları kaybettim, bazıları bitti, şablonumun nerede olduğunu zaten bilmiyorum; bu nedenle kendisinden yeni bir çalışma yapabilmek için izin istedim.

Bir takım resimler gönderdim ve o şunda karar kıldı:




Daha sonra çalışmaya başladım. Yeni evde eşya bulmak çok zor, boyalar nerede, fırçalar nerede, o nerede bu nerede derken başladım boyamaya.



Bu sefer dekopaj yaptım. Çünkü baykuşların üzerindeki geometrik desenleri ince çalışamazdım. Öbüt türlü de baykuşların bir özelliği kalmazdı.



Tepsinin kenarlarına sarı sim sürdüm. Çok belli olmayan ancak çok güzel ışıltı katan bir uygulama oldu. E, yılbaşı. Yılbaşında süs olmaz mı?



Daha sonra simden biraz da tepsinin tabanında kullandım. Bunun bir nedeni de vernikleme esnasında beni yanlış yönlendiren bir el sanatları eğiticisinin sözlerini dinlemiş olmamdı.

Çünkü o bana demişti ki; cam cila kullan, o iyidir.

Hayır, hayır, hayır! Bundan sonra asla hobi merkezleri haricinde bir yerden vernik almam, asla cam cila gibi, klasik ahşap vernikleri gibi vernikler kullanmam. Her seferinde çalışmam ne kadar güzel olursa olsun, o vernikler yüzünden hep sıkıntı yaşadım. Kendime yaptığım pek çok eşyaya düzenleme yapmak zorunda kaldım. Bu nedenle hayır, fırça temizlemede tiner gerektirecek herhangi bir cila kullanmayacağım bundan sonra.



Bu tepsiler için de aynı şey geçerli. Vernik işi biraz canımı sıktı. Ama nihayetinde güzel oldu.

Bugün de postaladım İstanbul'a, umarım bir problemle karşılaşmayız.
Bir tepsi ve sipariş macerası da böyle işte.
Nasıl oldu acaba, güzel güzel bir blog yazısı yazmış olduk mu?
Sanki midemdeki ağrı da biraz hafifledi.
Boşuna bu meslekte değiliz değil mi, her şey "psikolojik"!!!

Sevgilerimle,
Pınar


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder