20 Şubat 2015 Cuma

eski sandalye- yeni sandalye

Babaannemin evinden üç beş hırsızlık yapmıştım, Aydın'a taşınırken. Bayılarak kullandığım antika berjerlerim salonda. Onların ahşap ceviz görüntüsünü bozmaya kıyamadım, sadece kumaşlarını kaplatmıştım. Koltukların ahşap yerlerine sadece arada bir zeytinyağı ile eskimiş yerlerine bakım yapıyorum (evet, yüz maskesi tarifi gibi oldu; 2 tatlı kaşığı bal, biraz limon...) :), o kadar. İlk planım beyaza boyamaktı, ama şimdi göz diktiğim bu koltukların takımı olan bir üçlü büyük ve iki tane de tekli koltuk daha var, onları alıp beyaz hayallerimi onlarda gerçekleştirmeyi planlıyorum.

Bu yazının konusu olan zavallı iki sandalyecik de babamın alalım alalım belki bir gün lazım olur diye ( bütün ailenin pis huyları bende toplanmış!) arabaya attığı, yine babaannemin bağışlamasıyla eve gelen eşyalar. üç yıldır dokunamadım. Önce boyadım, olmadı, beğenmedim, sonra eskittim ı ıh, göze güzel gelmedi, kumaşları ne olacak, kaplatmaya da göndermek istemiyorum, kıytırık kıytırık nasıl getirdin diyecekler, zaten kafamdaki şeyi paylaşmak istemiyorum, çünkü anlamıyorlar; ben de tamam o zaman dedim ve işe önce bir zımba makinesi alarak başladım.

Sonra iş kumaş bulmaya geldi. Ama nasıl tezcanlıyım, nasıl tezcanlıyım. Mümkün değil, dışarı çıkıp da kumaş aranamayacağım. O zamaaann, dedim, evdeki bu sefer de anneden aşırılan kumaşları meydana çıkardım. Fakat onların hiçbiri uygun değildi. En sonunda tadilata uğrayacaklar arasına attığım eski bir elbisem gözüme çarptı. Baktım, öyle pek de onarılacak bir yanı yok, hadi bakalım, denemelere başlayabilirim dedim. Zımba yapmak o kadar eğlenceli ki! Dikiş dikmeyi de çok severim ama zımba yaparken ki, baktın fazla mı geldi, kes çıkar o kısmını, baktın yamuk mu oldu, amaaaan canım, ne olacak (tabii ki bu kullanılan kumaşla doğru orantılı, aman yanlış anlama olmasın.) rahatlığı bana çok iyi geldi.


 Sandalyelerin oturma kısımlarını hemen bir saat içinde kaplamış oldum. Muhit Bey bu işe pek mutlu değil, çünkü daha önceden sandalyenin üzerinde olan kumaş tam da tırnaklarını törpüleyebileceği dokulu bir kumaştı. Bkz, 1. resim. Şimdi her ne kadar denese de tırnaklarını kumaşa gömmeyi beceremiyor, gerçi o da azıcık tırnakların uzamasına bakar ama... Bakalım bir yolunu bulacak mı?


Ahşap iskelete gelince... Aslında bu şekilde boyamaya devam edip düzeltmeye çalışabilirim fakat adam edeceğim diye o kadar çok boya harcadım yine de istediğim görüntüyü sağlayamadım. Şimdi her şeye yeni baştan başlayıp zımpara yapıp, düzeltip tekrar boyamayı düşünüyorum.

Bu arada her iki fotoğrafta da (Önce-Sonra), çalışma odamın incilerini döktüğümü fark ettim. Annem bu blogu görse, bu dağınıklığını insanlarla paylaşmaya utanmıyor musun diye paylayabilirdi beni:) Ama anlatamıyorum ki, çalışma odası dediğin dağınık olur, adı üstünde, çalışma var orada :)

Sevgilerimle,
P.

18 Şubat 2015 Çarşamba

ekmek kutusu

Bu seferki iş beni epeyce uğraştırdı. Gerçi benim üşengeçliğim ve yapılması gereken bir takım gerekli şeyleri yapmayıp hemen bitirmeye çalışmak da işin içinde elbette. Ama ne oldu, yapmadığım her şeyi ileri aşamalarda illa ki yapmak zorunda kaldım.

Ne yapmak gerekiyordu, zımparalamak ve astar atmak. Peki ben ne yaptım, hemen boyamaya geçtim. Her zaman kullandığım boyam bu kez beni hayal kırıklığına uğrattı. Sanki seyreltilmiş gibi bir türlü kapatmadı ahşabı. Fakat öyle ya da böyle ilerleyen aşamalarda o zımpara yapıldı ve o astar atıldı.


Sevgili "He he hee, yine pembe yapmışsın" dese de, hayır pembe değil kırmızı. Ha, ne fark eder, yine renkli bir şey oldu. Beyaz beyaz diye ölüp bitsem de sanırım içimdeki canavarı durduramıyorum.

Peçete dekupaj, boyama ve boya sonrası hemen eskitme yaptım. Boyanın kurumasını beklemedim. Bu sayede daha kolay eski hale getirebildim. Henüz üzerinde vernik yok. Yat verniği ile en son yaşadığım kötü deneyimden sonra bu konuda oldukça temkinli davranmaya çalışıyorum.

Tam olarak bitmedi gözümde aslında, ufak tefek birkaç ekleme gerekiyor sanırım. Ama uzun zamandır masamda, aklımda duran bir şeyi daha neredeyse tamamlayıp kenara koyabileceğim. Bu bile hiçbir şeye yetişemediğimi düşündüğüm bir dönem için beni motive ediyor.


Yarın benim doğum günüm, ve Tanrı biliyor, tek bir dileğim var.
Sevgilerimle,
P.