29 Şubat 2016 Pazartesi

Kitap: Freud'a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu?- Catherine Mathelin / Bir Takım Pedagojik Bilgiler

Gelişim psikolojisi adına bir miktar tekrar yapmış oldum. Bu durum, okul yıllarına geri dönmüş gibi hissettirdi bana. İyi de oldu.

Freud'a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu? şeklinde sitem dolu bir isme sahip bu kitapla ilgili notlarımı yazmak istedim. Geriye dönüp baktığımda kitabın içinden ayıklamaktansa bu şekilde okumak daha kolay olur diye düşünüyorum. Blogger'ın başına bir şey gelmezse elbette...

freuda-ne-yaptik-da-cocuklarimiz-boyle-oldu-ana-babalara-notlar-catherine-mathelin

"Bir çocuğu anlık bir zevkten yoksun bırakmak için kendimizi de o zevkten mahrum edebilmemiz; çocuğumuzun bizi tatmin etmek için değil, aksine bizden ayrılmak, bizi eleştirmek, ve bağımsız yaşamak için var olduğunu kabul etmemiz gerekir. Ana babasını hiç eleştirmeyen bir çocuk onlara yapışır kalır ve büyüyemez.
     'Başarılı bir eğitim' diyordu Freud, 'ergenlik çağında eleştirilebilen bir eğitimdir.' "  (sf. 39)

" 'Merak etme, canın her şeyi isteyebilir, ben yasak olanı yapmana izin vermemek için buradayım.'
     İşte, bir çocuğun aradığı güvence" (sf. 42)

Burada aklıma R. Ferber'in açıklaması geliyor: Şöyle bir şeydi; "Eğer ki çocuğunuz elini prize sokmak istiyorsa ne kadar ağlarsa ağlasın ona bu istediğini yaptırmayacaksınız..." Çocuğa sonsuz özgürlük vermek ve onu, dünyanın onun etrafında döndüğüne inandırmak da parmağını prize sokmasına izin vermek kadar tehlikeli işte.


"Anneler bebeklerini erkeklerine yeğlediklerinde, erkekler bebeğe karşı düşmanca duygular geliştirir.
     Sigmund Freud şöyle diyordu: 'En mutlu genç çiftlerde bile, baba, çocuğun, özellikle genç oğulun rakibi olduğu duygusunu taşır ve gözde çocuğa düşmanlık duygusu bilinçdışında derin bir şekilde kök salar.' " (sf. 50)

"Bazı anneler oğullarının hiçbir erkeksi davranışta bulunmaması, kendilerini hiç tehlikeye atmaması, güçlerini denememesi için ellerinden geleni yaparlar!... Bu tür annelere Françoise Dolto 'pantolon önü dikicileri' adını vermişti." (sf. 55)

"Ben senin baban değilim, ama evde ne yapılıp ne yapılmayacağına anne ve ben karar veririz, burada yasaları senin koyman söz konusu değil." (sf. 84)

" ...Bu temel kıstastan hareketle, günümüzün yeniden kuırulan ailesi çocuğa yeni deneyimler yaşamak, insani gelişmesine yardımcı olacak sorumlu yetişkinlere rastlamak gibi olanaklar sağlar. Bunun için de, ailenin şu ya da bu üyesinin çıkarları doğrultusunda hizmet vermesini çocuktan istememek gerekir." (sf. 86)

 "Klinik psikoloji bize bir kez daha çocuğun yolunu bulabilmesi açısından, başkalarının keyfi için değil, kendisi içim yaşadığı inancını taşıması gerektiğini öğretiyor." (sf. 87)

"Bir erkeğin karnında bebek taşıma arzusu sadece Freud'un hastası başkan Schreber'e özgü değildir." (sf. 102)

" Çocuklar sergilenir, ağızlarından öpülür, okşanır, büyüklerin yataklarında yatırılır.Çocuklar bundan çok rahatsız olur ve yerlerinin neresi olduğunu bilmezler. Özne olmaya hakları var mıdır, yoksa yalnızca ana babalarının nesnesi konumunda mıdırlar?" (sf. 108)

" 'Davranışları şiddet içeriyor.' diyordu bana Eric'in annesi. 'Bir şeyler yapın da bu bahsi kapatalım.' 
     Aksine, bu bahsi açalım. Çocukları şiddete yönelten ve mutsuz kılan nedir?" (sf. 109)

"Çocukların şakası yoktur, bilesiniz." (sf. 110)

"Ana babaların dramı çocukluklarında çektikleri konusunda kendilerini sorgulamadan, çocuklarına neler çektirdiklerini anlayamayacak olmalarıdır." (sf. 111)

"Sakin ve aklı başında görünen kişilere, hangi türden olursa olsun otorite kullanma fırsatı verildiğinde, bunların aşırı şiddete başvurduklarına ratslanmaz mı? Şu çekingen büro memuru servis şefi olduğunda zorbaya dönüşür. Şu yumuşak ve silik kadın, bir spor arabanın direksiyonuna geçtiğinde en kaba saba insan gibi davranabilir. 
     İnsanlık böyledir. Büroda ezilen ve evde karısı tarafından horlanan kapı komşunuz, köeğine tekmeler atabileceği gibi oğlunu dövmekten de hınç dolu bir haz alacaktır. 
...
     Eğitmek yani "eduquer" sözcüğünün etimolojisini unutmayalım.: Dışarı yönlendirmek... Eğitmek, çocuğa bizden ayrılma, gitme olanağını sağlamaktır. " (sf. 113)

"Aşırı gevşeklik, kötü muamelenin bir şeklidir." (sf. 115)

"Her ergen bilinçdışında ölümle uğraşır. Kendi ölümü, ( bir zamanlar var olan çocuk, artık yoktur), ve artık tapınma nesnesi olmaktan çıkmış, bilginin ve iktidarın temsilcisi olmayan bir babanın ölümü. 'Çocuk ancak yetişkinin cesedini çiğneyerek büyüyebilir' der Winnicott." (sf. 125)

" Çocukların arkadaş ana babalara değil, yol gösteren yetişkinlere ihtiyacı vardır. Ancak büyüklerin bunun için kendi ergenliklerini atlatmış olmaları gerekir." ( sf. 126)

"İstakoz kompleksinden söz ederken Françoise Dolto bunu anlatır. ' İstakozlar kabuk değiştirirken önce eski kabukları düşer ve yenisi çıkana kadar bir süre savunmasız kalırlar.' " (sf. 129)

"Françoise Dolto, danışmaya kabul ettiği çocuklara her zaman şöyle derdi: ' Ben okulda daha iyi çalışman için, evde uslu olman için ya da seni bir hastalıktan kurtarmak için çalışıyorum. Ben, neysen o olman için buradayım.' " ( sf. 136)

Bu notlardan yola çıkarak Françoise Dolto'yu da okuma listeme alıyorum. Ne yazık ki kişinin Türkçe'ye çevrilmiş pek az kitabı var.

Bloglarını ya da kitaplarını okuduğum kişilere bakınca genel olarak şöyle bir şey gözlemliyorum. Kişiler ebeveyn olduktan sonra yeniden kendilerine dönüyorlar, notlarda yazdığı gibi, sanki yeniden doğup, yeniden çocuk olup yeniden büyüyorlar. Bu sefer ruh büyüyor tabii, var olan travmalar yeniden açığa çıkıyor, anılar ete kemiğe bürünüyor, ben asla yapmam denilenler bir de bakmışsın seninle bütünleşen şeyler olmuş.

Sanırım bu nedenle de daha çocuk büyütmeye hazır değilim ben. Kendimle olan derdimi aşıp anlayıp, ondan sonra yeniden başlamam gerekiyor diye düşünüyorum. Geçmişime kendimi hazırlamam lazım. Psikodrama da buna son derece yardımcı oluyor zaten.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder