20 Eylül 2016 Salı

Şal yapıyorum, ama kime?

Bu örgüye 1800'lü yılların başında ekinlerin toplama zamanı geldiğinde başlamıştım.
...

Büyük ihtimalle lisedeydim. Ivır zıvır şeylerle uğraşmayı bebeklikten beri sevdiğim için elime geçen şeylerle oynamaktan geri duramazdım. Annem bir battaniye yapıyordu, orlon iplerle, o zamanlar adının 'granny square' olduğunu bilmiyor, pinterest olmadığından orada yeni modeller aratamıyorduk elbette. Onlardan artan iplerle, ben bundan bir şal yaparım o zaman deyip başlamıştım buna. Geçen gün yünlerimi didiklerken ana bir baktım bu çıktı ortaya. Saklamışım demek ki.

Yatağın üzerine koydum, yün sandığını kurcalamaya devam ediyordum, bizim oğlan girdi devreye hemen. Bir sürtünmeler, bir oyunlar. "He" dedim, "sana yapmışım çünkü ben bunu, bak boyu da tam sana göre."

Ne vardı? Hayır, ne vardı??

Kediler pek sever bir şeylerin altına girmeyi, arasına girmeyi, saklanmayı... Yeni bir eşya varsa ona gider bi' sürttürür ağzını yüzünü. Amaç: Kokusunu bırakmak. Gizil amaç: Bunlar hep benim yavruuuum, demek.







Tam Mufit ölçülerine göre yapılmış, hazırlanmış; komşu teyzelere güne giderken şöyle bir omuzlarına atıp çıkabilecekmiş gibi durmuyor mu?

--Yerim seni, kedi!--

Elimde diğer renklerden başka ip kalmadı. Dolayısıyla ya kalan kısmı siyah ile devam ettireceğim ya da başka bir şey olarak değerlendireceğim. Ama daha değil. Bi' yüz yıl daha unuturum büyük ihtimalle ben bunu. Du' bakalı n'olecak?

Tabii ki Muhit'e bırakmayacağım, zaten her şeyime el koyuyor, bu kadarı da fazla ama değil mi?
Azıcık kediliğini bilsin!

Bebeğim benim..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder